Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Bu doğrultuda Özbekistan hükümeti de 2023 yılından itibaren Özbekçe'yi tamamen Kiril alfabesi ile bağlarını keseceğini ve tam olarak halihazırda yürürlükte olan Latin alfabesine geçeceğini bildirdi. Bu bağlamda Özbekistan Adalet Bakanlığı bir bildiri yayımlayarak şu ifadelere yer verdi:" Taşkent hükümeti, belirlenen tarihi ve çizilen yol haritasını onaylamıştır. "
Daha önce de Sovyetler Birliğinden ayrılan ve bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya, Güney Kafkasya, Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri ve cumhuriyetleri, Rus belirtileri taşıyan soyad eklerini ve Rusça'yı devre dışı bırakma siyasetlerini izlemişlerdir.
Bu alanda, bu bölgelerde yer alan kimi ülkeler Rus yazı ve dilinin resmi olarak kullanımını bir kenara bırakmalarını bildirmelerinden bir süre sonra geri adım atmış ve tekrar Rusça'yı gündeme almışlardır. Örneğin Azerbaycan Cumhuriyeti Karabağ savaşı patlak vermeden önce medyasını ve toplumunu Rusça'dan arındırmak istedi.
Ancak kısa bir süre sonra muhtemelen de Rusya'nın baskılarının geleceğinden kaygı duyarak bir kez daha Rusça'yı öncelikli konu olarak gündeme taşıdı.
Bu hususta Orta Asya ve Kafkasya meseleleri uzmanı Pyotr Klumets ise şöyle diyor:" Karabağ'daki son gelişmeler ve de Ermenistan başbakanının Rusya'dan uzlaşmasının sonuçlarına bakıldığında bu bölgelerde bulunan ülkelerin Rusya'dan uzaklaşmalarının ne tür sonuçlar doğurabileceği, Orta Asya ve Kafkasya bölgesi ülkeleri için nasıl tehlikeler doğurabileceği aşikardır. "
Doğal olarak Rusça ve Kiril yazısının devre dışı bırakılmaya çalışılması Orta Asya ve Güney Kafkasya ülkelerini Rus kültüründen uzaklaştıracak ve nihayetinde onların bağımsızlığına hizmet edecektir.
Bu bölgelerdeki ülkelerin liderlerinin çoğunun ise 1991 yılında Sovyetler Birliğinden bağımsızlıktan sonra tüm resmi konferanslarda Rusça konuştukları hep dikkat çekmiştir.
Bu husus, bu bölgelerdeki ülkelerin daha çok yabancı baskılar sonucu Rus alfabesinden uzaklaşmaya ve Latin alfabeye geçmeye teşvik edildiklerini ve kışkırtıldıklarını gösteriyor. Buna rağmen milletlerin gelenek ve görenekleri, zorla, kaba kuvvetle değiştirilemez. Bir kültürün aynı milletin hayatı ile doğrudan alakalı olduğu unutulmamalıdır. Dil de kültürün ayrılmaz bir parçasıdır.
Buna ilaveten Orta Asya Cumhuriyetlerinde, Rusça ve genel olarak Rus dili ikinci bir dil olarak tanınmaktadır. Gerçekte bu Sovyetler Birliği döneminde geri kalan yazılmayan bir gelenektir. Çünkü Sovyetler Birliğinde siyasi ve idari sistemde daha üst seviyelere yerleşmek için Rus dilini ileri seviyede bilmek lazımdı.
Aynı zamanda bu bölgelerdeki cumhuriyetler, coğrafi, ekonomik, siyasi ve dilsel açıdan da Batı'dan çok uzak düşmüşlerdir. Buna ilaveten Özbekistan'ın son dönemde Rus dili ve yazısını devre dışı bırakmak isteyen ülkeler safına katılmasına rağmen Avrasya Ekonomik Birliğinin güçlendirilmesi ve kurulması ile Rusça ihtiyacı daha da güçlenmiştir.
Böyle bir ortamda, bu alanda mantıklı ve aklıselime dayalı bir siyasetin izlenmesi şarttır. Sonuçta dil konusu siyasetle karıştırılmamalıdır.
Tabii Özbekistan Orta Asya bölgesinde hep yüksek bir milli bağlılığa sahip bir ülkedir.
Özbekistan liderleri büyük tarihi bir devletin kurulması tezini bile ileri sürmüşlerdir. Kimi zaman da yüksek milliyetçilik duygularını gün yüzüne çıkarmış ve komşularına yönelik de ciddi iddialar ortaya atmışlardır.
Bunun yanı sıra Özbekistan'da Özbek ırkının baskın olması ülkede dilsel bir birlik de oluşturmuştur.
Bu gerçeğe rağmen Özbek devlet adamlarının bağımsızlık sonrası dönemdeki yıllarda siyasi ve ekonomik sakıncalar yüzünden yazı ve milli dil konusundaki politikalarını tam hayata geçirememişlerdir.
Görünen o ki Özbekistan'ın bu yöndeki adımı bir kez daha belli başlı engellere takılacaktır. Taşkent hükümetinin kısa süre içerisinde Rusça ve Kiril alfabesini tamamen devre dışı bırakması pek mümkün değildir.
342/